BM yaklaşan tehlike için toplandı: Suyumuz büyük risk altında

Birleşmiş Milletler Su Konferansı dün 22 Mart Dünya Su Günü’nde başladı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, ABD’nin New York kentindeki toplantının açılışında yaptığı konuşmada, insanlığın “su döngüsünü bozduğunu, ekosistemleri tahrip ettiğini ve yeraltı sularını kirlettiğini” söyledi.Suyu “bir insan hakkı” olarak tanımlayan Guterres, “Vampirce aşırı tüketim ve sürdürülemez kullanım yoluyla insanlığın yaşam kaynağını kurutuyor ve küresel ısınma yoluyla buharlaştırıyoruz” dedi. BM tarafından hazırlanan raporda da suyun giderek daha fazla risk altında kaldığına vurgu yapılarak şu tespitlere yer verildi.

KITLIK SORUNU

– Dünya nüfusunun yaklaşık yarısı yılın en azından bir bölümünde şiddetli su kıtlığı sorunuyla yüzleşiyor.

– Küresel nüfusun yüzde 10’luk bir kısmı ise su stresinin (su kullanımının su mevcudiyetine oranı) yüksek ya da kritik düzeyde olduğu bölgelerde yaşıyor.

TARIMA SU AZALIYOR

– Küresel su ihtiyacının yüzde 70’ini tarım faaliyetleri oluşturmasına rağmen, şehir nüfuslarındaki artış sonucunda su kaynaklarının kentlerdeki su ihtiyacını karşılamak üzere yönlendirildiği belirtiliyor. Ancak bu strateji kentlerdeki ihtiyacı karşılamakta yetersiz kalmasının yanı sıra tarım üretimini de etkileme potansiyeline sahip. Su kıtlığı yaşayan kentli nüfus 2016 yılında 933 milyon olurken, bu sayının 2050’de 1.7 ila 2.4 milyara çıkması öngörülüyor.

KURAKLIK RİSKİ ARTTI

– Küresel ısınma bir yandan kuraklık riskini arttırırken diğer yandan nem oranının yükselmesi nedeniyle düzensiz ve aşırı yağışlar ile sellere neden oluyor. 2000-2019 yılları arasında kuraklık 1.4 milyar insanı etkilerken 130 milyar dolarlık hasara neden oldu.

– Dünya Bankası iklim değişikliği ile şiddetlenen su kıtlığının tarım, sağlık, potansiyel zorunlu göçler ve olası çatışmaları etkilemesi nedeniyle 2050 yılına kadar birçok bölgede gayrisafi yurtiçi hasılayı yüzde 6 oranında etkileyeceğini öngörüyor.

EKOSİSTEM ZARAR GÖRÜYOR

– Kimyasallar ve farmasötik ilaçlar, böcek ilaçları, plastikler ve nanomalzemeler de diğer kirletici türleri arasında gösteriliyor.

– Bu kirleticiler, özellikle tatlı su ekosistemlerini tehdit ediyor. Sulak alanların yüzde 85’inden fazlası yok olurken biyolojik çeşitlilik kaybının da sürmesi bekleniyor.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*